KURUMSAL

Ekmek,insanlık tarihi kadar eski bir geçmişe sahiptir. Ancak M.Ö.1800 yıllarda Mısır'lılarla başlayan mayalı ekmek, Mısır'dan Roma'ya ardından Batı Avrupa'ya ve oradan da tüm dünya sofralarına girmiştir.
Aradan geçen binyıllarda, ekmekle tanışan her millet, dünyanın bu en basit karışımını kendi kültürel özellikleriyle birleştirerek, çeşit çeşit ekmeklere, böreklere, makarnalara, pizzalara, bisküvilere, tatlılara dönüştürmüştür.
Teknolojinin ve iletişimin gelişmesiyle, ham maddesi buğday olan her üretimden tüketime bir mükemmellik zinciri kurulmuştur.
Bizde SOSYETE UN olarak uzun yıllardır buğdayın besin değerini koruyarak, mükemmel tat ve lezzette ürünlere dönüşebilmesi için teknolojinin tüm enstrümanlarının kullanıldığı laboratuvarlarımızda kalite kontrol dahilinde mükemmellik zincirinin içerisinde yerimizi aldık.
İşinde büyümenin temel şartının müşteri memnuniyeti olduğunun bilincinde olan hepimiz gibi, emeğin ve alın terinin simgesi olarak kutsanan ekmeğin ham maddesi unun mükemmel değerine kavuşturmak için gece-gündüz çalışarak sektörün tüm sorunlarına çözümler üreten alet ve ekipmanlara sahibiz.
Müşterilerimizden aldığımız pozitif eleştirilerle çok kısa bir zamanda performansımızla ve ürünlerimizle kalite sektöründe yarışır konuma geldik. Ürünlerimizin kalitesi ve fiyat avantajı dünyanın her yanından üreticileri SOSYETE UN ürünlerini kullanmaya teşvik etmektedir.


ALIN TERİ EKMEĞİN İCADI

Günümüz somun ekmeği gibi pişkin, kabarık, yumuşak ekmeğin icadı için ekmek mayasının keşfedilmesini ve kapalı taş fırınların icadını beklemek gerekecekti. Bundan 6000 yıl önce süngerimsi ve dayanıklı, hoş kokulu buğday ekmeğinin sahneye çıkışıyla birlikte, unun buğdayınkine oranla çok az gluten içerdiği için kabarmayan arpa ekmeğinin pabucuda dama atılacaktı.
Yıllar önemlidir; dakikalar ve saniyelerde. Modern günlük hayat bizi gittikçe sabırsızlaştırıyor. Kuşaklar yirmi yıl yerine neredeyse 2-3 yılda yenileniyor. Ama insanoğlu, kızgın yassı taşlar üzerinde yapılan kavurup, ya da suda pişirip yediği tahıl taneleri ve bulamaçlardan bildiğimiz ekmeğe kavuşmak için çok bekleyecekti. Ekmeğin “icadı” gerçekten zaman aldı. :M.Ö.4000 !
Peki ekmeği kimler icat etti? Büyük bir olasılıkla Eski Mısır'lılar. Kimine göre, bilinçli bir biçimde değil, tamamıyla bir rastlantı sonucu. Ama karşı görüşte olanlar da var.: Günümüzden 6000 yıl önce kazayla mayalanmış bir ekmeğin neden kabardığını ve daha yenilir ve dayanıklı hale geldiğini ortaya çıkarmak elbette belli bir bilgi birikimi gerektiriyordu. Çünkü M.Ö. 2600 yıllarında Eski Mısır'lılar, buğday unu ve su karışımından elde edilen hamura maya kattıklarında ekmeğin daha yumuşak, daha kabarık olduğunun farkına vardılar. Bu nedenle, ekmeğin bulunuşu basit bir rastlantının sonucu olmasa gerek.
Ekmeğin Mısır'da “kaza” ya da rastlantı ile icat edilişi; Pişirilmek için bekleyen bir hamur, havada dolaşan yabani mayalı bitki tozlarının, su ve unun karıştırıldığını hamurun içinde bulunan şekerli maddelere tesadüfen bulaşması sonucu ekşimiş. Bu ekşimiş,acımış hamuru çöpe atmakta kolay değil. Hele yoksul biri için böyle bir lüks olamaz. Mısır'lı çaresiz, bu kokuşmuş hamuru bir kayanın üzerine bırakır. Güneşin de etkisiyle hamur kendi halinde pişmeye başlar. O da ne? Bir süre sonra hamurun kabuğu sertleşmiş ve içi de yumuşak; eskilerine göre daha az hafif,üstelik bir de güzel kokmuyor mu?
Neden ilk kez Mısır'da sorusunun yanıtı da bu kimyada yatıyor.: Mısır'ın dışındaki ülkelerde ekilen eski buğday çeşitlerinin az çok kavrulmadan kabuğundan ayrılması mümkün olmadığından, söz konusu buğdayların gluten üreten proteinleri bu özelliklerini yitiriyordu. Oysa Mısır'lıların M.Ö. 4000' lerin sonlarında, 3000' lerin başında Eski Krallık döneminde, kabuğun tanesinden çiğ dövüldüğünde bile ayrılabilen bir buğday çeşidi geliştirmiş olmalarının,”ekmeğin icadı”ndan önemli bir payı vardı.
Tabi, Mısır'lıların kimya bilgisi ve buğday çeşitlerinin özelliği gibi Nil ırmağının faziletinin de unutulmaması koşuluyla. Binlerce yıl sonra, XIX. yy. ortalarında “fenni maya” üretimine geçilmesi aşamasında Nil sularını inceleyen batılı bilim adamlarının, Nil' in bol miktarda doğal maya içerdiğini saptamaları basit bir rastlantı olamazdı. Mısır'ın havasından, suyundan, buğdayından, yoksa kimyagerlerinden mi, kabarık ekmeğin ilk kez bu ülkede ortaya çıkmış olması çok güçlü bir olasılık.